18 Nisan 2016 Pazartesi

0

Mardin Kadın Filmleri Festivali Ve 'BAK' Sergisi

 Hafta sonu ne kadar yoğun geçtiyse Pazartesi sabahına tam tersi bir sakinlikle başladım. Odam mis gibi kahve kokuyor, daha sabahın yedisi ve ben geçtim bilgisayarın başına fonda Johannes Brahms-Waltz eşliğinde blog yazıyorum.
 Cuma günü proje stresiydi, sunumdu, koşuşturmaydı, banka işleri ve akşamı da Sur izleme komisyonu toplantımız derken haftasonuna çok güzel planlarla girdim.



 Cumartesi sabahı TMMOB kadın komisyonu olarak yani mimarlar, inşaat mühendisleri ve makine mühendisleri kadınları olarak Mardin'e Filmmor'un düzenlediği kadın filmleri festivaline gittik. Mardin'e en son gittiğimde Sur'da ki yasak kalkmamıştı, ben psikolojik olarak çöküş yaşıyordum ve Sur'a gidemeyip Mardin'e gittiğim için de burukluğum çok fazlaydı. Birde pazar günleri Mardin ölü şehir oluyor. Açık dükkan bulmak neredeyse imkansızlaşıyor, o yüzden cumartesi gitmek hatta imkan varsa hafta içi gitmek en güzeli.  Kasımiye Medresesi'ni gezdikten sonra Sinemardin'e geçiyoruz. Filmlerin başlamasına daha var, birer çay içip Mardin'in pekmezli ekmeğinden ve simitlerinden yiyoruz. Bu arada Mardin'e yolunuz düşerse pekmezli ekmeği yemeden dönmeyin.
 Film başlamadan önce Melek Özman bizimle çok samimi, çok güzel bir konuşma yapıyor. Gerçekten burada yaşadığımız acılarda, savaş psikolojisinin çöküntüsünde yalnız olmadığımızı bir kez daha en derinimde hissediyorum. 



 İlk film, Bilge ve Öğrencisi: Bir Reji Asistanının Günlüğü
 Yönetmeni: Belmin Söylemez
 Senaryo: Belmin Söylemez
 Belmin Söylemez belgeselde, 1994'te aramızdan ayrılan sinemamızın en üretken yönetmenlerinden Bilge Olgaç'la geçirdiği iki yılın öyküsünü, ondan öğrendiklerini ve 80'lerin sonunda Türkiye'de bir filmin nasıl yapıldığına dair deneyimlerini anlatıyor. 
 Kadının 80'lerdeki yerini, toplumun bakış açısına rağmen başarısını çok güzel bir şekilde yansıtmışlar bence beyaz perdeye. 
İkinci film, Sıcak Hava Dalgası
 Yönetmeni: Lucia Valverde
 Senaryo: Lucia Valverde 
 Gerçek bir olaydan uyarlanan filmde Lüksemburg'da yaşayan Cecilia ve Igno çiftinin hikayesi anlatılıyor. Bolca güldüğümüz, samimi bir filmdi.

Üçüncü film,Binlercesinden Biri
Yönetmeni: Baran M. Reihani
Senaryo:Baran M. Reihani 
 Asya köylerinde yoksul ailelerin kızları anneleri gibi halı dokurlar. Çocukluklarından başlayarak bir ömür halılara hayallerini de dokurlar. Film bu kız çocuklarından birini, kelebekler gibi özgürce  hayallerinin peşinden gitmek isteyen dokumacı bir Kürt kızını anlatıyor.

 Dördüncü film, Uzak mı.. 
Yönetmeni: Leyla Toprak
Senaryo: Leyla Toprak
 Kobane'de ki gerilla kadınların binlerce yılın ataerkil baskısına başkaldırışının yanı sıra bölgede ki savaş sürecine dair tanıklıkları anlatıyor. Benim en en etkilendiğim kısa film kesinlikle buydu. Kobane'de savaşçı olan gerilla Hakkari'liymiş, çok güzel ve anlamlı mesajlar verdi kadına ve yaşama dair. 'Dünyayı kadınlar güzelleştirecek ve iyileştirecek' düşüncem bir kez daha umutla yeşerdi. Filmin sonunda yönetmeni Leyla Toprak bağlandı, bizimle sohbet etti. Salondaki herkes çok duygulanmıştı ve yönetmeninde aynı duygu yoğunluğuyla bizimle konuşması çok iyi geldi.  










 Aradan sonra izlediğimiz film uzun filmdi. 
Filmin adı: Kadınların Adaleti
Yönetmeni: Deepa Dhanraj
Senaryo: Jabeen Merchant
 Köyün ileri gelenleri.. Ya da ihtiyar heyeti.. Adına ne derseniz deyin karar vericiler hep bir grup erkektir. Hindistan'da bunu tersine çevirmeye çalışan bir grup müslüman kadın, kendi karar mekanizmalarını kurmak isterler. Girdikleri bu mücadelede yaşadıklarını aktarmışlar. Bir yerlerde böyle şeyler oluyorsa bizim içinde hala umut var demektir :) 

 Bahar demek, etkinlik demek, bir sürü güzel insan tanıyıp bir sürü güzel şey öğrenmek demek benim için. Mardin'de de tanıdığım ve yolumuzun böyle anlamlı bir etkinlikle kesiştiği insanlara teşekkür ederim. Hoşgeldin bahar ruhuma huzur ve mutluluk getirdin! :)




 Pazar günüde sabah kahvaltı yapıp çıkıyorum evden, ilk önce geçen hafta çekimini yaptığım gelin-damadımla görüşüyorum ve fotoğraflarını teslim ediyorum. Sonra Mimarlar odasına gidiyorum. 'Sur ve kamulaştırma' paneli var, kafamdaki tüm soru işaretlerinin cevabını bulduğum, kamulaştırmaya dair birçok şey öğrendiğim bir panel oluyor. Bu konuyu ayrı bir postta çok daha detaylı bir şekilde yazacağım için şimdilik geçiyorum. 
 Panelden sonra 'Anlamak ve anlatmak için şehre BAK!' sergisine gittim. Bu sene ikincisi düzenlenen serginin çalışma aşamalarını sosyal medyadan takip ediyordum. Geçen seneki çok güzeldi, bu sene biraz daha az fotoğraf sergilemişlerdi. Oysa ne kadar çok çalıştıklarını gördüm. Aslında azlığın sebebi yani bana göre az gelmesinin sebebi fotoğraf olarak beklentimin çok yüksek olmasıydı, sergi de video ağırlıklıydı. BAK sergisi sizinde şehrinize geliyorsa veya Diyarbakır'daysanız mutlaka gidin, ruhunuzu okşayacak o fotoğraflara bakın derim. Benim bu sene ki favorim 'Tene Yazmak' köşesi oldu. Dövmeler ve hikayelerine bayıldım. 








Güzelliklerle ve huzurla kalın! :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder